Yiğit Arat & Hakan Kabil “Son Veda” single’ı yayınlandı

Yakın zaman önce ilk single albümü “Son Veda”yı J4GM etiketiyle müzikseverlerin beğenisine sunan genç sanatçı Yiğit Arat, albüm çalışmasının hikayesini Diva okurları için anlattı.

Öncelikle ilk single albümünüz için hayırlı uğurlu olsun diyelim. ‘Son Veda’yı sizden dinleyebilir miyiz?

Foto - Yiğit Arat

Çok teşekkür ediyorum, güzel dilekleriniz için. Uzaktan bakıldığında üç buçuk dakikalık bir hikaye gibi görünse de işin içine girdikten sonra konunun çok daha başka bir yerde olduğunu gördüm. Hayatta yapılan ilkler nasıl unutulmazsa bu şarkı da benim için öyle oldu ve olacak. Öncelikle şunu söylemek isterim; bu şarkı yazılsın ve yayınlansın gözüyle ortaya çıkan bir şarkı değil. Şarkının anlatmakla bitmeyecek kadar derin bir hikayesi var; ki ben duygusu ve anısı olmayan hiçbir hikayenin karşımdaki kişiyi etkileyebileceğini düşünmüyorum. Duygulandığım anlarda gün batımı karşısında elime kağıt kalem alıp “Turuncu gündüzü karanlıkla aldatıyor” diye cümleye başlayanlardanım. Bir çok cümlemi “Son Veda”da topladım. Trombon sanatçısı Eray Zikguş ve Kontrbas sanatçısı Savaş Unç desteğiyle içimden gelen notaları üzerine oturttum. Şarkıyı uzun bir süre sandıkta sakladıktan sonra yollarımız Hakan Kabil’le kesişti. Asıl zor kısım ondan sonrası tabii. Şarkının aranjesi, canlı enstrüman kayıtları, ses dengeleri, mix’i mastering’i bizim için epey yorucu oldu. İki sene sadece bunlar için emek verdik. Behzat Uygur yönetmenliğinde klibimizi de çektikten sonra yayına girdik. İki koca yıllık emek, üç buçuk dakika oldu.

Bize aldığınız eğitimden ve şu anki müzik tarzınızdan söz eder misiniz?

Ben Muğla’nın Ortaca ilçesinde büyüdüm. Orta okuldayken bir grubun gitaristinden çok etkilendim. 13 yaşımda canım annem bana bir elektro gitar hediye etti. O yaşlarda gitar eğitimi almaya başladım. Seneler ilerledikçe Ortacalı arkadaşlarımla bir müzik grubu kurduk. 15 yaşıma geldiğimde festivallerde ön grup olarak sahne alma fırsatım oldu. Büyük şans… Haliç Üniversitesi Opera Bölümü’nü kazandım. Çok değerli isimlerden eğitim alma fırsatım oldu. Bir sınava daha girip, eş zamanlı eğitimle İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Müzikal Bölümü’nü kazandım. İki üniversiteyi de eş zamanlı olarak bitirdim. Aynı zamanda, İstanbul Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi İşletme okudum. Müzik eğitimiyle yoğrulduktan sonra bir çok ünlü ismin back vokalliğini yaptım.Klasik müzik konserleri, festival konserleri, çeşitli sahneler, müzikaller derken sayamadığım kadar çok etkinlikte yer aldım.

Türkiye, adınızı Rising Star yarışmasıyla duydu ve sizi tanıdı. Yarışmadan sonra hayatınızda neler değişti?

Bütün müzisyen arkadaşlarımın yaşadığı gibi eş, dost baskısı benim de başıma geldi. Son dönemde popüler olan ses yarışmaları dönemsel bir popülasyon için güzel kapı. Arkadaşlarımın, ailemin ve dinleyicilerimin baskılarıyla Rising Star yarışmasına katıldım. Son 4 kişi ile yarıştım ve bitti. Güzel bir anı oldu. Ama idealler daha yüksekse, hedefler çok daha ilerideyse kesinlikle doğru adres değil. Kalıcı bir şeyler bırakmak gerek, amaç çıkıp sms oyu almak olmamalı… Yarışmanın en güzel şeyi de sanırım Tarık Sezer Orkestrası’yla şarkılar söylemek oldu.

Hakan Kabil’le iş birliğiniz nasıl gerçekleşti? Ne kadar süredir birlikte çalışıyorsunuz?

Hakan Kabil’i önceki işlerinden ve remix projelerinden duymuştum. Yap-tığı işleri her zaman takip ediyordum. Türkçe Pop’u ve etnik müziği çok başka yerlere taşıdığına inanıyorum. Hakan’ın kuzeni en yakın dostlarımdan biridir. Hakan’ın şarkılarıma verdiği tepkiler, heyecanı ve dinlediği an yarattığı fikirler bu projeyi başlattı.

 Bize projenin hazırlık sürecinden bahseder misiniz?

Projeye başladığımızda Hakan’la düşüncelerimiz çok uzak değildi. Sadece maddi geliri olsun düşüncesiyle “arabesk olsun, pop olsun” kaygısına girmedik. İçimizden geldiği gibi hare-ket ettik. Hayranlık duyduğum bir çok kişi projede yer aldı. Piyano ve gitarları Eser Taşkıran, bas gitar İsmail Soyberk, klarnet Ergün Şenlendirici, Mixing Ufuk Kevser, Mastering Emre Kral ve ismini sayamadığım bir çok kişi projede yer aldı. diva 815 - 816 1-72

 ‘Son Veda’nın video klibi için Behzat Uygur yönetmenliğinde kamera karşısına geçtiniz. Bu buluşma sizin için ne ifade etti?

Behzat Uygur yeni dönemin en yaratıcı yönetmenlerinden. Piyasadan uzaklaşıp tamamen hayalindeki görüntülerin üzerine çalışmayı seviyor. Tarzımız uydu. Behzat’la klip çekiminden önce uzun zaman geçirdik. Beni tanımak, hayat tarzıma yakın bir klip çekmek için çok mesai harcadı.

Motosiklet tutkunuzu da klibinizde görüyoruz zaten…

Evet, beni ben yapan en büyük şey motorsiklet tutkum. Motor sahneleri Sarıyer, Beykoz tarafında çekildi. Hakan’ın sahneleri Kilyos sahilinde çekildi. Klipte 4K formatını kullandık. Behzat’ın ilerde bir numara olacağına eminim.

İleride sizi hangi projelerin içinde göreceğiz?

Hakan Kabil, DJ prodüktör kimliğinin yanı sıra “Son Veda” projesiyle yapımcı kimliğiyle karşımıza çıktı. Granares Yapım J4GM (Just For Good Music) etiketi altında şarkımızı yayına soktuk. Bahsettiğim gibi elimde çok şarkı var. 3 senelik bir planlamayla 6 ayda bir şarkılarımız müzikseverlerle buluşacak. Bunların yanı sıra benim yazdığım müzikaller ve tiyatro oyunları da sahnelenmeye devam ediyor. Hakan’ın ve benim bireysel sahnelerimizin yanı sıra, ikimizin bulunduğu Dj, vokal, saksafon projemiz de önümüzdeki yaz sahnelerde ses getirecek. Hakan Kabil ve bana saksafonu ile Dorum Bora eşlik edicek. Türkiye yeniliklere hazır olsun. Hem sahnelerimizle hem de yeni çıkacak şarkılarımızla Türkçe Pop’u bambaşka yerlere götüreceğiz.

 

 


Bir Cevap Yazın