MİKROÇİP YÖNTEMİ İLE ÇOCUK SAHİBİ OLMAK ZOR DEĞİL

Ülkemizde ne yazık ki her 100 çiftten 15 tanesi kısırlık (infertilite) sorunu yaşamaktadır. Kısırlık, çiftlerin 1 yıl boyunca korunmadan düzenli cinsel ilişkide bulunmalarına rağmen bebek sahibi olamamaları durumudur. Böyle bir durumda kadın ve erkeğin detaylı muayenesi yapılır ve arkasından sperm analizleri, hormon testleri ve rahim filmi gibi tetkikler istenir. Bu testlerin sonucunda çiftlerin birinde veya ikisinde birden sorun bulunabilir. Ortaya çıkan soruna göre de yumurta takibi, aşılama veya tüp bebek tedavisi planlanır.

Bazı özel durumlarda ise rahim (histereskopi) ve yumurtalıklar (laparoskopi) özel kameralar ile incelenir. Gerek aşılama gerekse tüp bebek uygulamasında sağlıklı bir gebelik gerçekleşmesi için hem yumurta hem de spermin sağlıklı olması gerekir. Sağlıklı sperm seçimi her iki yöntemin de başarısını çok ciddi oranda etkilemektedir. Sağlıklı ve kaliteli sperm seçimi için başvurulan yöntemlerden en etkilisi mikro akışkan çip (MİKROÇİP) yöntemi ile sağlıklı spermlerin ayıklanmasıdır. Geleneksel sperm ayıklama yöntemlerinde ne yazık ki kullanmayı planladığımız sağlıklı spermler de bir miktar zarar görmektedir. Mikroçip yöntemi daha sağlıklı ve kaliteli spermi seçerken sperme zarar vermeden ayıklayan, doğadan esinlenen bir yöntemdir. Sperm sıvısı çipin içinde bulunan ve genişliği yarım milimetreden küçük olan bir kanala enjekte edilmekte ve sağlıklı spermlerin çipte bulunan kanaldan (kadınlardaki tüplere benzer) çıkışa yüzerek, sağlıklı spermlerin ölü ya da zarar görmüş spermlerden ayrılması sağlan-maktadır. Bu işlemden sonra sperm sıvısındaki sağlıklı sperm oranının yüzde 45’ten yüzde 98’e çıkmaktadır. Genetiği ve DNA’sı en sağlam spermlerin elde edildiği Mikroçip Yöntemi, çiftlerin anne baba olma şansını aşılama tedavisinde %20’lere, tüp bebek tedavisinde ise yüzde 70’lere yükselir. Ancak unutmamak gerekir ki mikroçip tekniği tedavi edici özellikte değildir. DNA hasarını düzeltmez. Sadece hazırlama sırasında mevcut sağlıklı spermlerin hasarlanmasını önler.

Oysa sperm DNA hasarları, sadece sperm hazırlanması sırasında ortaya çıkmaz. Doğumsal nedenlerden, gelişim bozukluklarından, varikoselden, geçirilen enfeksiyonlardan, sigaradan hatta çevresel faktörlerden dolayı meydana gelebilir. Stresin bile etkisi olduğu bilinmektedir. Mevcut DNA hasarları tedavi ile büyük oranda düzeltilebilmektedir. Son yıllarda yapılan çok sayıdaki bilimsel çalışma, antioksidan ilaçların bu konuda büyük oranda etkili olduğunu göstermiştir. Her şeyden önce bir takım yaşam tarzı düzenleyici önlemler alarak ve beraberinde de antioksidan ilaç kullanarak sağlıklı spermlerin sayısını artırabiliriz. Böylece aşılama veya tüp bebekte kullanılmak üzere sperm hazırlanırken hangi yöntem olursa olsun daha fazla sayıda sağlıklı sperm elde edebiliriz. Üstelik hasar oranı düşürüldükten sonra doğal yolla da gebelik şansı artacak ve belki de aşılama ya da tüp bebeğe gerek kalmayabilecektir.


Bir Cevap Yazın