Mavi Huylu Kadın; Burcu Tuna “En büyük hayalim hayallerimin bitmemesi”

BURCU TUNA MAVİ 2

O aklına düşen hayalleri gerçekleştirmek için amansız mücadele eden bir iş insanı. IV. Southeast Business Woman’s Summit toplantısında Amerikan Konsolosu’ndan Türkiye’nin en başarılı 8 kadınından biri ödülünü aldı. Yelken sporcusu ve yelken hakemi. İnovasyon olmazsa olmazı. Kendini “iflah olmaz bir hayalperest” olarak tanımlıyor. Ses getiren çok sayıda projeyi hayata geçirirken, “Herkes hayal kurabilir… Herkesin illa ki fikri vardır. Aslolan o hayali şekillendirmek, uygulayabilmek ve başarı ile sonuçlandırmaktır” diye düşünüp sürekli fikir üretebilmenin ön koşulunun “içindeki çocuğu korumak” olduğunu savunuyor.

Hayal satıyorum çünkü ben sadece bir hayalpersetim. 

Stephan Leacock, “En fazla iş başaranlar en çok hayal kuranlar olabilir” diyor.  Albert Einstein, hayal gücünün bilgi gücünden önemli oldunu söylüyor. Burcu Tuna ise “Olması gerekeni değil inandığım, hayal kurduğum hedefleri uyguluyorum, böyle de devam edeceğim” diyor.

Hayal mi hedeften, hedef mi hayalllerden doğar?

Hayal hedefi tam ortasından yakalar… Hiç kimse geriye dönüp yepyeni bir başlangıç yapamaz. Ama herkes şu andan başlayarak yepyeni, taptaze bir son yaratabilir. Önemli olan başlamaktır. Benim için başlangıç hayal kurmaktır. Bir hayalperestler dünyasında yaşıyoruz. Fikir öldürücü, kötüleyici olma. Katılımcı ol.

Hayal kurmak, inovasyon arasında bir köprü müdür?

İnovasyon bizim yıllar önce hayaller dediğimiz şey belki de. Eski köye yeni adet getirmek ki ben iflah olmaz bir hayalperestim. Hayal kurmak bedava ama onları gerçekleştirmenin yükü bazen bedeli çok ağır. Ciddi bir mesai vermeniz gerek. Kuluçka dönemlerim çekilmez olur. Ta ki proje fikir olgunlaşana dek. 

Kadın girişimci olmak zor mu? Hayallerin önünü açanlar var mı yoksa çelme takanlar mı çok?

Kuşlar uçmayı öğrendi, balıklar yüzmeyi öğrendi. Ama biz insan olarak yaşamayı öğrenemedik. Kadın olarak değil insan olmak zor bir meziyet. Türk’üm, Doğruyum, Çalışkanım. Kadınım, üretmekten yanayım. Kendime şartlar koymam; ‘Yorgunken çalışamam’, ‘Sessizliğe ihtiyacım var’, ‘Başım ağrıyor’, ‘Kalemim yok’… İdeal şart, ideal ortam yoktur benim için.

Aklımda, Denk Gelenlere, Mümkünse AŞK’a Uyanın…

Aklımda, 2012 yılında yasal – telif hakları ile hazırlık sürecine girdiğim sosyal  projeye & seçim kampanyası idi. Benimle bütünleşti sanki değil mi? Sosyal medya da akış hızlı. Denk geldi ise ne ala, gelmedi ise benden günah gider. Aşk pek mümkün örünmüyor günümüzde, yine de iyi niyetli bir temenni benim ki. Ya mümkünse?

2013 yılından anımsadığım  yasal- telif hakları ile hazırlık sürecine girdiğin “ADA” projesi hala aklımızda. Türkiye’nin turizmde marka değerini artırarak ticaret hayatını canlandıracak bir proje idi.

“ADA” Projesi benim evladım gibi. Bir gün mutlaka… Uzun süren bir kuluçka evresinde.

Burcu Tuna deyince aklımıza; ilk kez İzmir’de oluşturulan “Atatürk” portresinin oluşturulduğu “101112 İzindeyiz” proje sahibi, 150 bin kişiyi İzmir Körfezi’ne döken  “Atatürk Işığında Yürüyoruz” Su Perdesi – proje sahibi, “Kadın Anıt Duvarı” Geleceği Ör  proje sahibi, 2009 yılı / Amerika “New York Cumhuriyet Bayramı Türk Festivali” – proje koordinaörü gibi birkaç proje geliyor.

Projelerin, yapılma amaçlarına göre, insanlara hizmet etmesinin yanında, projeyi geliştirenler olarak kendimize de önemli katkı sağlıyoruz aslında. Sadece Türkiye’de değil, uluslararası kulvarda adımızdan söz ettirecek yeni çalışmaların hazırlıklarını yapıyoruz. Türkiye’de telif hakları konusunda hala ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Ürettiğim fikirleri geçmiş yıllarda noterde tescil ettiriyordum. Baktım çare değil, fikir hırsızlığı almış başını gidiyor İnventus Patent ile çözüm ortaklığına gittim. İbrahim Devecioğlu bu konuda bir duayen. Fikir ve projelerimin patent sürecini,  markalarımın tescil sürecini yürütüyorlar.

Sizce en büyük buluş nedir?

Bir sunumumda uzun uzun üzerinde durduğum iki başlık vardı. İlki bir “Batı İcadı” olarak adlandırılan “Religion”. Bence de “dinler” en büyük icadların başında gelir. Sonrasında da sıfırın icadı. Üzerinde konuşmak haddim değil, ama okumak, araştırmak, öğremeye çalışmak bile beni bu iki başlıkta buluşturdu. Sonrasında çivi, mabaa, ampul, pusula, doğum kontrol yöntemleri, tekerlek, internet, penisilin… Sürer gider.

İşine aşık bir çalışan olarak, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde bir proje hazırlığında olduğunuzu biliyorum. Proje ne aşamada?

Kasım 2020’den beri İnovasyon Şube Müdürlüğümüz’ün de katkı ve katılımıyla ilmek ilmek örüyoruz fikri. Heyecandan karnımızda kelebekler uçuran, faydalı bir model / inovatif buluş üzerinde çalışıyoruz. 2021 yılı içinde start vermeyi umuyoruz. Dünyada eşi olmayan çok değerli bir çalışma. Umarım kalıcı, faydalı ve kalbimizi ısıtan bu çalışmayı en kısa sürede kamuyoyu ile buluşturabiliriz.

Dalinin Delisi, Yumurtalı Ekmek Evi, markalarınızdan bazıları… Bu markalar nasıl oluştu?

Dalinin Delisi çok özel bir hayal ile başladı. İspanya’da alt metin çalışması yaptık. Denedik, sorguladık, yaşadık. Cafe ve restaurantları, müzeleri ama en önemlisi “Dali”nin yaşamını sanatını, eserlerini özümsedik. Ne istediğimizi bilerek marka tescil çalışması ve blog çalışmalarımızı gerçekleştirdik. Malum pandemi şartları, kapanan onca cafe ve restaurant bizi beklemeye aldı. Umarım çok yakında hayalimiz somut hale gelmiş olacak. Türkiye ve Avrupa’da var olacağımız, tapas, paela ve sangria içecekleri ile İspanyol esintisi sunacağız konuklarımıza. Gerisini hep birlikte görüyor, yaşıyor olalım. Yatırımcı adaylarımız şimdiden kapımızı çalmaya başladı. Biz bebeğimiz olan markamızı en doğru yatırımcımız ile güç birliği yaparak en doğru kararı veriyor olacağız.

Yumurtalı Ekmek Evi, çocukluğumdan geleceğe sürdürülebilir bir lezzet şöleni idi. Lafazan markamız üzerinden, Türkiye’de ilk defa İzmir’de buluştu lezzet avcıları ile. İlk yılında on başarılı franhise markası arasına girdi. Kurucu ortağım Bülent Ecevit tecrübeli bir iş adamı, CEO öngörüsüyle pandemi başlar başlamaz askıya aldık İzmir şubemizi. İki yıldır diğer esnaflarımız ne yaşıyor ise bizler de yaşamak zorunda kalacak idik. Şimdilik yeni şubeler için beklemedeyiz.

Yelken sporuna ilginiz nasıl başladı?

Doğduğun yer kaderindir derler ya. İyi ki İzmir, iyi ki mavi huylu bir kentte doğdum, büyüdüm. Dört yılı geçti yelken ile tanışalı. Urla ARM Yelken Kulübü’ne teşekkür ediyorum. Sayelerinde doğru bilgi ile ilerledim. Aktif olarak yarışlara katılıyorum. Merkez Hakem Kurulu Başkanımız, Sayın Hakan Kütük sayesinde de yelken hakemi oldum. Eğitimler, sınavlar ve tecrübeler ile sonu olmayan bir mavi içinde devam edeceğim hayatıma. Mümkünse her sabah ‘mavi aşk’a uyanmak, paha biçilemez.

Yelken ile ilgili projeniz var mı?

‘Etrafımızda ne varsa dünyamız odur’ benim ana fikrim. Sıradanın içinde sıra dışı olanı aradım hep. Evet şu an hzırlık aşamasında. Sağlam adımlar ile nefes ala ala, ama illa ki öğrenerek hazırlıyorum projemi. Beş yıllık bir hedefe böldüm. Acelemiz yok.

Sizin için bir kedi annesi olmanın anlamı nedir?

Ahh kediler! Anlatılmaz yaşanır. Sunny hiç doğmamış çocuğum gibi. Onunla aile olmak paha biçilemez. Son projemin adını bile “Sunny” koydum. Öyle değerli ki benim için. Tarifsiz… Sayesinde sokaktaki can dostlarıma bakışım değişti. Farkındalığım, ilgim, sevgim arttı. Sunny, iyi ki var.

Hayatı mandallamaya devam ediyorsunuz diyebilir miyiz?

Geçmişte “Ohaaa bu benim başıma nasıl geldi”ler yaşamış olabiliriz. Kötülük ile beslenen insanlar ile sınanmış, tam vaz geçecekken bir daha başlayıp turnayı gözünden vurmuş da olabiliriz. En uçuşan yerinden hayatı mandallamadıkça diğer ucu kaçırabiliyoruz. Çocukluğumuzun tahta mandallarının yayları gibi paslanmış kalplere inat hayatı mandallamaya, gülümsemeye, sevmeye, paylaşmaya, devam edeeğim. Tutarlılık doğaya ve hayata aykırıdır. Sadece ölüler tamamen tutarlı olabilirler. Bir deli kolay yetişmiyor.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Kendi sanat eserin ol. Kendini bulma, icat et. Gelecek sende!

Fotoğraf  : Seçkin TAYŞİ / No 14 Sudio


Bir Cevap Yazın