Arıcılık Ürünleri ve Sağlık 2

gülden4-kopya

Arıcılık ürünlerinin sağlığımız için ne kadar önemli olduğunu geçen haftaki yazımızda bahsetmiştik. Arı ürünleri, içerdikleri biyolojik aktif bileşenler nedeniyle gıda, gıda takviyesi ve geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarında yaygın olarak kullanılmaktadır. Yapılan birçok araştırma arı ürünlerinin oldukça önemli ve doğal antioksidanları içerdiğini ortaya çıkarmıştır. Her arı ürününün antioksidan kapasitesi başta bitkisel orijini olmak üzere, temin edildiği bölgenin coğrafi ve iklimsel özelliklerine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Bu hafta arıcılık ürünleri içerisinde yer alan diğer ürün gruplarının beslenmemizdeki öneminden bahsedeceğiz.

Arıcılık ürünleri içinde bal dışında en çok tüketilen ürün polendir. Polen; çiçekli bitkilerin üremek amacı ile oluşturdukları biyoaktif yapılar olup, arıların beslenmesi, balların sınıflandırılması ve sağlık alanında tedavi amacıyla kullanılmaktadır. Bal arıları poleni ayakları ile çiçeklerden toplar arka ayaklarında biriktirir. Kovanda kendi sindirim enzimleri ve bir miktar nektar ile karıştırıp petek gözlerinde saklar. Polenler kaynağına göre farklı renklerdedir.

Polen beslenme değeri açısından oldukça zengin bir içeriğe sahiptir. Protein vitamin, mineral madde ve enzim bakımından çok zengin bir besindir. Arılar koloninin protein ihtiyacını karşılamak, yaşlı larvaları beslemek için polenleri toplar. İçeriğinin yaklaşık yüzde 40’ı proteinlerden oluşur bunun yanında zengin bir vitamin mineral deposudur. Polende aynı zamanda çok değerli olan P vitamini yani Rutin de bulunmaktadır. Rutin bitkisel besinlerde doğal olarak bulunan bir flavonoiddir ve çok güçlü bir antioksidandır. Polen besin değeri bakımından, diğer tarımsal ürünlerle karşılaştırılmış ve domates, kabak, fasulye, elma, ekmek ve ete göre daha fazla orandaprotein, demir, tiamin, riboflavin, niacin içerir. Polenin kaynağa bağlı olarak antibakteriyel, antifungal, antitümoral (prostat, kolorektal, meme kanserleri), antioksidan, immunmodulatör, radyoprotektif, antiaging, antiosteoporosiz, antianemi, antidiyaretik, hafıza kuvvetlendirici, probiyotik, performans arttırıcı, afrodizyak gibi biyolojik etkileri bulunmaktadır. Polen, aynı zamanda büyüme ve gelişme üzerinde oldukça etkilidir. Bu nedenle özellikle büyüme ve gelişme çağındaki çocuklara düzenli olarak verilmesi destekleyicidir. Günlük beslenmemizde ise besin değeri açısından kaliteli bir öğün içeriği oluşturur ara öğün olarak yoğurdun içine ya da meyve/sebze sularının içine karıştırılarak da tüketilebilir.

Arı sütü; sağlıklı yiyecekler arasında en gözde ve en değerli olanıdır. Kraliçe arı yaşadığı sürece sadece arı sütü ile beslenir. İşçi arılar 45 gün yaşarken kraliçe arılar 6-7 yıl yaşarlar. Sadece buradan bile arı sütünün ne kadar değerli besleyici özellikte ve faydalı olduğunu anlayabiliriz. Arı sütü, genç işçi arıların salgı bezinden salgılanır. Ana arı ve larvalar, salgılandığı gibi depolanmadan doğrudan arı sütü ile beslenirler. Arı sütü beslenmede, kozmetik ve medikal sanayinde farklı kullanım alanlarında kullanılmaktadır. Pek çok çalışmada, arı sütünün antibakteriyel, antiinflamatuar, vazodilatatör, hipotansif, antioksidan, antidiyabetik, antihiperkolesterolemik ve antitümoral aktiviteye sahip olduğu gösterilmiştir. Kraliçe arı larvalık döneminden itibaren arı sütü ile beslenirken işçi arılar arı sütü ile yalnızca 3 gün beslenirler. Arı sütünün besleyici değerinin yüksek olması nedeniyle yeterli ve dengeli beslenme açısından vücudu destekler bu nedenle besin olarak tüketilmesi dokularımızı beslemek için önemlidir. Arı sütü yaklaşık yüzde 50-60 su, yüzde 18 protein, yüzde 15 karbonhidrat, yüzde 3-6 lipit, yüzde 1.5 mineral ve tiamin, riboflavin ve folik asit gibi vitaminler, testosteron, progesteron, prolaktin ve östradiol gibi hormonlar, 10-hidroksi-2-dekanoik asit ve çeşitli polifenoller olmak üzere tanımlanmış 185 kadar farklı biyoaktif bileşeni yapısında bulundurmaktadır. Arı sütü genel olarak vücutta hücre yenilemesi sağlar, dokulara canlılık verir, sağlık, enerji ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Çin tıbbında arı sütü, ömrü uzattığına, hastalığın önlenmesine ve gençliğin geri kazanılmasına yardımcı olan bir madde olarak kabul edilmektedir. Yapılan bir çalışmada iştahsızlık, kronik hastalıklar nedeni ile vücut bağışıklık sistemi yetersizliği, metobolizma ve beslenme bozuklukları ile sindirim sistemi rahatsızlıkları, astım, bronşit, sinirlilik, uykusuzluk ve karaciğer rahatsızlıkları gibi birçok farklı hastalık üzerinde arı sütünün etkili olduğu tespit edilmiştir.

Arı sütü taze halde, dondurularak veya diğer arıcılık ürünleriyle karıştırılmış olarak satılabilmektedir. Saf arı sütü alırken soğuk zincirin bozulmamasına dikkat edilmelidir. Aksi halde ürün sıcaklık değişimleri ve uygun olmayan saklama koşullarından olumsuz etkilenecektir. Arı sütünü ham bal ile karıştırarak hem raf ömrünü uzatabilir hem de besleyici özelliğini arttırabilirsiniz.

Arı ekmeği; temel maddesi polen olan önemli bir arı ürünüdür. İçeriğindeki çok miktardaki yararlı bakteri ile polene kıyasla biyoaktif özellikleri daha yüksektir ve sindirilebilirliği polenden daha yüksektir. Bal arıları topladıkları polenleri kovan içinde petek gözlerinde arı ekmeği şeklinde depolamaktadır. Arı ekmeği aslında polenin fermente edilmiş halidir. Arı ekmeği kovanda üretilirken polen, bal ve diğer arı salgıları ile karıştırılmakta ve laktik asit fermantasyonuna bırakılmaktadır. Karışım yaklaşık iki hafta içerisinde arı ekmeğine dönüşmekte, fermente bir ürün olan arı ekmeği böylece kovanda uzun süre muhafaza edilebilmektedir. Polenin arı ekmeğine dönüşmesi ve biyokimyasal değişiklikler, bakteri ve mayalar tarafından sebep olunan temelde laktik asit fermentasyonu ile mikrobiyel faaliyetin bir sonucudur. Arı ekmeği yaklaşık yüzde 20 protein, yüzde 3 lipid, yüzde 24-35 karbonhidrat, yüzde 3 vitamin ve mineral içermektedir. Esansiyel aminoasitlerden, C, B1, B2, E, H vitaminlerinden, karotenoid ve antosiyaninlerden, sakkaraz, amilaz ve fosfataz enzimlerinden ve 25 farklı mineralden oluşmaktadır. Arı poleni ve arı ekmeğinin besinsel içerikleri genel olarak benzerlik göstermesine rağmen; protein ve yağ asitleri açısından arı ekmeği daha düşük değerlere sahiptir. Ancak fermente olan arı ekmeğinin biyoyararlanabilirliği arı polenine göre çok daha yüksektir. Arı ekmeğinin polenden diğer bir farkı ise polende bulunmayan K vitamininin arı ekmeğinde olmasıdır. K vitamini vücudumuz için oldukça önemli bir vitamin olup kanın pıhtılaşmasında görev alır. Sağlık açısından faydaları oldukça fazladır. Doğal mineral ve vitaminleri içerir, genellikle karaciğeri koruyucu olarak kullanılır, mide ve bağırsak florasını düzenler, bağışıklığı destekler, büyüme ve gelişmede katkı sağlar, sindirim sistemi fonksiyonlarını düzenler. Depolama şartları oldukça önemlidir. Güneş ışığı almayan, serin, rutubetsiz ortamlarda muhafaza edilmelidir.


Bir Cevap Yazın